Onna Bugei (Kadın Savaşçı) İle İlgili Araştırmanın Girişi ve Özeti

Japon tarihçi ve savaş sanatçısı kadın yazar Nobatake Yaeko’nun 1914’te Nohata Showa mahlası ile yayımladığı Fujin Goshin-jutsu (Kadınlar İçin Savunma) eseri 2017’de Eric Shaham tarafından Japonca’dan İngilizce’ye Self-Defense for Women adıyla çevrilmiştir. Okumakta olduğunuz bu metin ise Ayça Kocakuşak ve Filiz Yeniköylü tarafından İngilizce metnin giriş bölümünden Türkçeye çevrilmiştir. Çeviri metnin TAD editörlerince son okuması yapılmıştır. Görseller İngilizce kitaptan taranmıştır.

Kadınlar İçin Savunma-Ayça Kocakuşak
(1184’teki Awazu Muharebesi sırasında, Honda no Moroshige’nin kellesini alan Tomoe Gozen’in Edo döneminde Utawaga Yoshikazu tarafından çizilmiş bir tasviri)

Japon tarihinde efsanevi kadın savaşçılardan bahsedilir ve genellikle onna-bugeisha 女武芸者 (kadın savaş sanatı uygulayıcıları) olarak anılırlar. 12. yüzyılda yaşayan, cesurluğu ve gücüyle bilinen samuray Tomoe Gozen 巴 御前 de onlardan biriydi ve Genpei Savaşı’nda Minamoto no Yoshinaka ile savaşmıştı. Heike Monogatari’de şöyle anlatılır:

“Tomoe, beyaz tenli, uzun saçlı ve büyüleyici yüz hatlarıyla oldukça güzeldi. Aynı zamanda oldukça güçlü bir okçu ve kılıç ustasıydı ve bir kılıç ustası olarak bin savaşçıya bedel bir savaşçıydı, atlı ya da yaya olarak iblise ve tanrıya karşı koymaya her zaman hazırdı. Evcilleşmemiş atları mükemmel bir beceriyle idare ederek tehlikeli yamaçlardan sorunsuzca inerdi. Ne zaman bir savaş yaklaşsa, Yoshinaka onu komutan olarak; güçlü bir zırh, büyük bir kılıç ve kuvvetli bir yay ile gönderirdi. Yoshinaka’nın diğer bütün savaşçılarından çok daha fazla yiğitlik yapmıştır.”

(Helen McCullough’ın Heike Monogatari’den İngilizceye yaptığı The Tale of the Heike adlı çeviriden, 1988)

Gerçekliği tasdik edilebilen kadın savaş sanatları ustalarının ortaya çıkışı ancak 17. yüzyılda barışçıl Edo döneminin başlamasından sonradır. Bu dönemde savaş sanatlarının amacı kişileri gerçek savaşa hazırlamaktan ziyade zihni ve vücudu geliştirmekti. 

Günümüzde İbaragi ili olarak bilinen bölgede 17. yüzyılın başlarında (tam ölüm ve doğum tarihleri bilinmemekte) yaşamış olan Sasaki Rui, gerçekliği tasdik edilebilen muhtemelen ilk onna-bugeisha’dır. Kendisi ünlü bir kenjutsu eğitmeninin kızıydı ve normalden farklı olan görüntüsüyle dikkat çekerdi. Uzun saçlarını tokalarla bağlar, fakat samuraylara has şekilde uzun ve kısa kılıcını da kuşanırdı. Sık sık kabukimono olarak bilinen ronin çeteleriyle kılıç dövüşlerine girerdi.

O dönemdeki kadın savaş sanatçıları aynı zamanda betsushiki 別式 (farklı stil) olarak da bilinirdi. 18. yüzyılda Hitomi Shousai tarafından yazılan Kokuten Sago’da 黒甜瑣語 şöyle geçer:

“…bu kadınlar uzun ve kısa kılıç taşımalarıyla bilinirdi. Ayrıca kaşlarını tıraş eder, fakat yeni kaş boyamak yerine soluk tenlerini öylece boş bırakırlardı. Desensiz kumaştan kimono giyer ve kendilerine korkutucu bir görünüm verirlerdi.”

Savaş sanatları eğitmeni kadınlara verilen diğer isimler; betsu shikime 別式女 (farklı tarzdaki kadın), taiken jo 帯剣女 (kılıç kuşanan kadın) ve toyofu 刀腰婦 (belinde katana taşıyan kadın) şeklindedir. Zincir ve oraktan oluşan kusarigama dışında bambu kılıçlar, naginata (baltalı kargı) ve binicilik sanatı üzerine eğitimler verirlerdi. 

Chiba Sadakichi 千葉定吉 (1797 – 1879), Hokushin İtto Ryu kılıç ekolünün kurucusu olan Chiba Shusaku’nun 千葉周作 (1793-1856) erkek kardeşiydi. Chiba Sadakichi’nin savaş sanatlarında ustalaşmış üç kızı vardı. Özellikle ikinci kızı Chiba Sanako 千葉佐那子 (1838-1896) henüz onlu yaşlardayken Hokushin ekolünden kodachi (kısa kılıç) üzerine kaiden (tam ustalık) seviyesi almasıyla bilinirdi ve sonrasında naginata eğitmeni olmuştu. (Hatta başka bir Hokushin İtto Ryu eğitmeni olan Sakamoto Ryoma ile nişanlanmıştır.)

(Chiba Sanako) 式千葉さな

Bir başka ilginç kişilik ise Nakano Takeko’dur 中野 竹子 (1847-1868). Günümüzde Fukushima ili olarak bilinen yerde yaşayan ve bir onna-bugeisha olan Nakano Takeko, Boshin Savaşı’nda savaştı ve hayatını kaybetti. Başarılı bir savaş sanatçısı olarak naginatada kaiden (tam ustalık) sertifikası almış ve kodachi (kısa kılıç) alanında başarılı olmuştu.

(Aizu Muharebesi sırasında Nakano Takedo ve kız kardeşi Yuko)

1868’de kıdemli Aizu Muhafızları kadınların Aizu Bölgesi ordusunun resmî bir parçası olarak savaşmasına izin vermediği için Aizu muharebesi sırasında bağımsız bir birimle savaştı. Yirmi yaşında, bir taarruza liderlik ederken, ölümcül bir şekilde başından vurularak anında can verdi. Küçük kız kardeşi Yuko geçmişe dönük olarak kaishakuluk (seppuku intihar ritüelinde yardımcı) görevini üstlendi, ablasının başını kesti ve düşman eline geçmemesi için başı yanına aldı. Ayrıca hikâyenin, Takeko’nun göğsünden vurulduğu ve kardeşinden intihar etmesine yardım etmesini rica ettiği bir versiyonu da mevcut. Kafa daha sonra Fukushima’ya geri götürüldü ve Hokai Tapınağı’na defnedildi. Bu kahramanlık hikayesi bilinir hale geldiğinde, ölümünden sonra, savaştıkları birimin adı muharebe kayıtlarında joshi gun (kadınlar ordusu) veya bazen joshi tai (kadınlar birimi) olarak anıldı. 

Neredeyse günümüze kadar uzanan Sonobe Hideo 園部 秀雄 (1870-1963), Jikishin Kage naginata ekolünde deneyim kazandı. İsmi ilginçtir, çünkü ne “Hideo” ismi, ne de bu ismi yazmak için kullanılan kanji onun bir kadın olduğunu belirtmektedir1. Bu durum o dönemdeki bazı gerçeklere ışık tutmaktadır; bazı savaş sanatı ekolleri kadınlara öğretme ya da tam aktarım lisansları verirken, diğer ekoller yalnızca kadınlara özgü bir aktarım belgesi verirdi. Bu sebeple de savaş sanatı ekollerinin tarihî belgelerinde kayıtlı erkek isimlerinin aslında kadınlarca kullanılmış isimler olması son derece olasıdır. 

Bahsedilen kadınlar buke, yani savaş sanatları hanelerindendi. Bukeler, belirli bir muhitin askerlerini savaş sanatları konusunda eğiten samuraylardı ve bu buke sistemi, 12. yüzyıla, Heian dönemine dayanmaktadır. Başlangıçta oldukça düşük rütbeli hei no ke (askerî haneler) olarak kabul edilirken daha sonra, konumları yükseldi ve savaş geleneklerini sonraki nesillere aktaran aileler buke 武家 (askerî hane), buyu no ke 武勇の家 (savaş ruhunu taşıyan aileler) ve bumon 武問 (savaş sanatı kapısı) olarak bilinmeye başladılar. Tahmin edilebileceği üzere, bu ailelerin tüm erkek üyeleri, savaş sanatlarında tecrübeliydi. Bununla birlikte, ailenin kadın üyelerinin bu düzende pay alması pek olası değildi. Kadınların hayatları malikâne, bahçeler ve verandalar gibi alanlarla sınırlı olduğu için tehlikeyle karşılaşma ihtimalleri azdı. Yönetimden ancak çok düşük miktarlarda fon alabilen hanelerden gelen genç kadınlar dışında, kadınların kendi başlarına yerleşkenin dışında olmaları bile alışılmış bir durum değildi. Bu sebeple, kızların tek başlarına dışarıdayken saldırıya uğrama olasılıkları az olduğu için kendini savunma yöntemi olarak savaş sanatlarını öğrenmeleri gereksiz görülürdü.

Kadınların intikam alabilmek için savaş sanatları eğitimi almış olmaları gerekiyordu. Eğer bir düşman ebeveynlerini, kocalarını veya erkek kardeşlerini öldürürse, intikam alınana kadar ailenin adı lekelenmiş sayılırdı. Savaş sanatları ailesinin intikam almadan böyle bir lekeyle devam etmesi ise gayriahlakî olarak değerlendirilirdi. Bu sebeple, eğer hayatta erkek akraba kalmazsa, eşi veya kızı intikam almak için düşman kişiyi öldürmekten sorumlu olurdu. Düşman öldürüldüğünde, aile, (çocuk veya yetişkin) bir erkek evlat edinerek adını devam ettirebilir veya evlilik yoluyla kendisini yeniden inşa edebilirdi. Evlilik durumunda damat, eşinin hanesine katılır ve soyadını taşımak için adını değiştirirdi. Bir erkeğin bir aileye damat olup eşinin soyadını alması geleneği muko-iri 婿入り olarak bilinir.

İntikam infazı sırasında evlilik yoluyla akraba olan erkekler de hazır bulunabilse bile yalnızca jo-tachi (yardımcı kılıç) olabilirlerdi. Prensip olarak, intikamın doğrudan etkilenen kişi tarafından alınması gerektiği için, jo-tachi olan erkek kadının yerine dövüşemez, ona ancak yardım edebilirdi. Eğer ailedeki kadın uzun süre boyunca yeterli savaş sanatı eğitimi almamışsa, böyle bir yardımcıya liderlik etmesi imkânsızdır.

Diğer bir istisna ise 1000 koku‘dan fazla pirincin olduğu evlerdi2. Bu haneler kadınlarını onları koruyan kadın samuraylarla birlikte ayrı bir alanda tutardı ve doğrudan akraba olmayan erkeklerin bu alanlara girmesi yasaktı. Bu kadınlar savaş sanatları konusunda kapsamlı bir eğitim alırdı. 

Kadınların savaş sanatlarında oynadıkları role yönelik bu ilk araştırma, bir kadın tarafından kadınlar için yazılmış ilk savaş sanatları el kitabı olan Fujin Goshin Jutsu‘nun renkli bir reprodüksiyonuyla başlayacak.

Çevirenler Hakkında


Ayça Kocakucak

Ayça Kocakuşak

2019’da ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden mezun oldu ve 2019’dan beri ODTÜ Şehir
Planlama Programı’nda yüksek lisans yapmaktadır. 2017’ten beri ODTÜ Aikido Topluluğu’nda Utku
Havuç eğitmenliği altında çalışmaktadır (1. Kyu Seviyesi).

Filiz Yeniköylü

ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümünde lisans eğitimine devam etmektedir. 2016’dan beri ODTÜ Aikido Topluluğu’nda Utku Havuç eğitmenliği altında çalışmaktadır (2. Kyu Seviyesi)

  1. “Hideo” ismi Japonya’da erkekler için kullanılan bir isimdir. Hideo 秀雄 ismi iki kanjiden oluşmaktadır ve bu kanjilerin anlamları “üstün” 秀 ve “erkek”tir 雄
  2. “Koku” Japonya’da 180 litreye denk bir ölçü birimi. Japonya’da bir hanenin refahı, o hanenin yıllık kaç koku pirinci olduğu ile ölçülürdü. 1 koku pirinç bir kişinin yıllık pirinç tüketimine denktir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir