“Aikido” Kelimesi Bir Özel İsim Midir?

Aikido” kelimesinin ilk harfini büyük mü, küçük mü yazmam gerektiği sorusu kafamı uzun zamandır kurcalıyordu. Bu kelimenin bir özel isim1 olmadığını düşünüyor ve ona göre yazıyordum, fakat bunu zihnimde rasyonel bir şekilde temellendirmemiştim. Türk Aikido Dergisi için gelen yazılar okuyucuya ulaşmadan önce bu meseleyi bir sonuca vardırmalı ve TAD’taki bütün yazılara uygulamak üzere ya bu kelimeyi cins ismi kabul edip küçük harfle yazmaya devam etmeliydim ya da özel isim kabul edip büyük harfle yazmalıydım. 

Bir gün tefekkür halindeyken şu soru zihnime düşüverdi; kişi ve yer ismi gibi bariz(?)2 bir şekilde özel isim olan isimleri bir yana bırakırsak özel isim ile cins ismi3 arasındaki sınır nerededir? Hele Japonca gibi, yazı sisteminde büyük harf-küçük harf ayrımı olmayan bir dilden gelen bir kelimenin özel isim olup olmadığına kim, nasıl karar verecek? 

Harfleri büyük ve küçük olarak ayırmak her yazı sisteminde karşılaştığımız bir olgu değil4. Bu ayrım sadece “alfabe yazı sistemleri”nde görülür, çünkü sadece alfabe yazı sistemlerinde harf vardır, diğer yazı sistemlerinde teknik olarak harf olmayan başka semboller vardır. Alfabe yazı sistemlerinde kelimeyi oluşturan seslere karşılık gelen semboller yazılırken kanji yazı sistemlerinde doğrudan kelimeye karşılık gelen bir sembol yazılır. Japonca için kanjilerin yanı sıra hiragana ve katakana adlı iki ayrı yazı türü daha vardır ki bunlarda doğrudan kelimeye karşılık gelen bir sembol değil, kelimenin hecelerine karşılık gelen semboller yazılır. Büyük-küçük harf farkı olmamasının yanında Japoncanın imlasında bir ismin özel isim olup olmadığı herhangi bir dilbilgisel veya görsel bir şekilde belirtilmiyor.

“Büyük-küçük harf farkı olmamasının yanında Japoncanın imlasında bir ismin özel isim olup olmadığı herhangi bir dilbilgisel veya görsel bir şekilde belirtilmiyor.”

Büyük Harf – Küçük Harf Ayrımı

Peki Japonlar, referans kaynaklar ve özellikle Morihei’nin aikidosunun resmî temsilcisi olan Aikikai, Latin harfleri ile “aikido” yazdıklarına büyük harf kullanıyorlar mı? Bir fikir vermesi açısından Aikikai’nin web sitesine baktım, fakat “Martial Art” ve “Suwari waza” gibi ifadelerin ilk harfinin büyük yazılmasına bir mantık bulamadığım ve büyük-küçük harf tercihlerini sistematik ve rasyonel bulmadığım için “aikido” kelimesini nasıl yazdıklarının belirleyici olmadığını düşünüyorum. Donn Draeger, Ellis Amdur, Michael F. Hacker, Alexander Bennett, Stanley Pranin gibi Japonya’da uzun yıllar aikido çalışmış ve referans sayılabilecek kitaplar yazmış yazarlar “aikido” kelimesini ilk harf küçük yazmışlar. Gozo Shioda ve Kisshomaru Ueshiba’nın İngilizceye çevrilmiş kitaplarında da ilk harf küçük kullanılmıştır (Adı geçen kişilerin tüm eserlerine değil sadece ulaşabildiğim eserlerine baktım). Türkçe ve İngilizce Wikipedia’da “aikido kelimesi ilk harf küçük yazılmış.

İlk harfi küçük yazma tercihine yönelenlere verilebilecek örnek sayısı tabii ki arttırılabilir. Büyük yazanlar ve küçük yazanların sayısının birbirine oranının bize bir fikir verebileceğini fakat bizi çok ileri götürmeyeceğini düşünüyorum. Bu sebeple “aikido” kelimesinin nasıl ortaya çıktığı ve “aikido” kelimesini oluşturan üç kanjinin (合, 気, 道) ne anlama geldiği ile ilgilenmeye yönelebiliriz.

Hirai Minoru

“‘Aikido’ kelimesi [Ueshiba’nın sanatı için] hususi olarak konulmuş bir isim değil, …”


“Farklı savaş sanatları arasında fraksiyonlaşmaya sebep olmamak için kimseye dokunmayan bir isim seçme kararına vardık.” 


“Başka bir deyişle, “aikido” terimi, başka şeyleri de kapsayan çatı bir isimdi.”

“Aikido” İsminin Verilişi

1942’de Morihei’nin sanatına “aikido” adının seçilmesinde önemli paya sahip olan Hirai Minoru, Aikido Journal adlı derginin 1994’te yayımlanan 100. sayısı5 için Stanley Pranin ile bir röportaj yapmış ve birçok konunun yanı sıra “aikido” isminin veriliş öyküsünü anlatmıştır. Bu röportaj Japonca gerçekleştirilip Pranin tarafından İngilizceye çevrilmiştir. Röportajın ilgili kısmının Türkçe çevirisi şöyledir (Köşeli parantez içindeki ifadeler ve dipnotlar tarafımdan eklenmiştir);

Pranin: Sanırım Kobukan Dojo’nun Dai Nihon Butokukai6 temsilcisi olduğunuz dönemde sanatın isminin “aiki budo”dan7 “aikido”ya değişmesinde önemli bir rol oynadınız. 

Minoru: 1942’den itibaren Kobukan’ın genel işler müdürüydüm ve Ueshiba Sensei’ye günlük işlerde yardımcı oluyordum. “Aikido” kelimesi [Ueshiba’nın sanatı için] hususi olarak konulmuş bir isim değil, Dai Nihon Butokukai bünyesindeki “Butokukai-Ryu” aiki budo’yu ifade etmek için kullanılan bir isimdi. Dai Nihon Butokukai’nin genel müdürlüğü Kyoto’daydı ve her ilde Butokuden merkezleri kurulmuştu. Kodokan’dan Tatsuo Hisatomi ve kendo ustası Shohei Fujinuma benim yakın arkadaşlarımdı. Butokukai, savaş sanatları için bağımsız bir çatı kuruluştu ve ayrıca polis teşkilatının savaş sanatlarından sorumluydu. 

O zamanlar Butokukai’de yeni bir branş açmak çok zordu. Sayın Hisatomi jujutsu tekniklerine dayanan reel dövüşe yönelik sanatlar için yeni bir branşın açılmasını teklif etti. Yawara8 (jujutsu için alternatif bir terim) teknikleri kuşatıcıdır ve ken ile jo kullanımını da içerir. Ben de birkaç öneride bulundum ve Sayın Fujinuma ve Sayın Hisatomi benim fikirlerimi anladı. Fakat o fikirlerde ısrar etmiş olsaydım hiçbir şey karara bağlanamazdı. 

Butokukai içinde bu yeni branşa verilecek isim konusunda bir tartışma vardı. Yönetim kurulu toplantılarında ve bilhassa judo ve kendo branşlarında bu konu defalarca tartışılmıştı. [Kendo ve judo dışındaki sanatlar için] kuşatıcı bir isim bulmaya çalıştığımız için söz konusu tüm müstakil sanatları hesaba katmamız gerekiyordu. Farklı savaş sanatları arasında fraksiyonlaşmaya sebep olmamak için kimseye dokunmayan bir isim seçme kararına vardık. 

Sayın Hisatomi kendi teklifini gayretle savundu ve “michi”, yani “yol” fikrini ön plana çıkarmak iyi olacağı için bu yeni branşa “aiki budo” yerine “aikido”nun daha uygun bir isim olacağını açıkladı. “Aikido” kelimesinin kuşatıcı bir budo’yu adlandırmak için kullanılmasını önerdi ve ben de onun fikrine katıldım. 

Başka bir deyişle, “aikido” terimi, başka şeyleri de kapsayan çatı bir isimdi. Sayın Hisatomi’nin fikri kendo ve diğer savaş sanatları tarafından karşı çıkılacak bir isim seçmektense kimseye dokunmayacak ve tüm yawara ekollerini altına alacak kuşatıcı bir ismi bilinçli olarak seçmekti. Nihayetinde, kimse bu teklife karşı çıkmadı. 

Ne de olsa bu o zaman için büyük bir meseleydi. Bu konuda daha spesifik bir şey söyleyemem. Herkes kendi inandığı yolda yürümelidir.

Hirai Minoru’nun bu açıklaması “aikido” isminin Morihei Ueshiba tarafından bulunmuş bir isim olmadığını, bu ismin aiki prensibi temelli sanatlara verilen genel bir isim olduğunu göstermektedir. 

Ai – Ki – Do

Türkçe ve İngilizcede genelde “uyumun yolu, evrensel enerjinin yolu, barış ve sevgi yolu, evrensel sevgi yolu vs.” şekillerde çevrilen aikido kelimesini oluşturan unsurları inceleyerek başlayalım; ai 合, ki 気 ve do 気.

ai 合: “buluşma, eşleşme, katılma, uyma, denk olma” anlamındaki “ai” kelimesi, “au” 合う fiilinden türeyen bir isimdir. “Sevgi, aşk” anlamına gelen ve “ai” (愛) olarak telaffuz edilen bir kelime daha vardır fakat bu kelimenin “aikido” ile doğrudan bir bağlantısı yoktur9. Ueshiba bu kelime benzerliğine atıfta bulunarak “Ai [uyum 合] bizi ai’ye [sevgi 愛] yöneltir (「合」は「愛」に通じるので。)” demiştir. “Aikido” kelimesini oluşturan ilk parçaya “sevgi, aşk” anlamının yüklenmesinde Ueshiba’nın bu sözünün de payının olduğunu düşünülebilir. 

ki 気: “Hava, nefes, can, enerji, ruhsal durum, niyet, ruh” ve daha birçok anlama gelebilen “ki” kelimesi tek başına bir makale konusu olabilecek nitelikte bir kavramdır. “Hayat enerjisi, evrensel enerji, can” gibi anlamlarda kullanılmakla beraber “ai” ile birlikte kullanıldığında “rakibin ruhuna veya duruma, şartlara uymak, birleşmek” anlamı da karşımıza çıkmaktadır. 

do 気: “Yol yöntem, metot” anlamına gelir. 1868’deki Meiji reformlarıyla samuray sınıfının feshinden sonra sanat adlarının sonuna “jutsu” yerine “do”nun tercih edilmesinin yaygınlaşması, savaşmak amacıyla sanat öğrenme fikrinin geri plana çekilip kişisel gelişim için öğrenme fikrinin ön plana çıkmasıyla ilgilidir. Kito Ryu Kumiuchi adlı sanatın isminin 1741’de Kito Ryu Judo olarak değiştirilmesi10 “do” kelimesinin birkaç örnekte de olsa Meiji’den çok daha önce savaş sanatları isimlerinde kullanıldığını göstermektedir. 

Bu çözümleme ışığında “aikido” kelimesi muğlak anlamı görece netleşmektedir. “Aikido”yu Türkçeye birebir çevirecek olursa “evrensel, sevgi, barış” gibi kelimelere başvurmamamız gerektiği, çünkü Japonca ai, ki ve do kelimelerinin bu tarz anlamlara sahip olmadığı gözükmektedir. Michael Hacker aikido terminolojisi hakkındaki kitabında11 ai ve ki’yi ayrı ayrı kavramlar olarak değil “aiki” şeklinde tek bir kavram olarak düşünmek gerektiğini ve dolayısıyla aikidoyu “ruha/cana/enerjiye katılma/birleşme yolu” değil “aiki yolu” olarak düşünmemiz gerektiğini, çünkü aiki kavramının kökünün çok eskilere gittiğini ve Morihei Ueshiba’nın sanatının bu aiki kavramı üzerine kurulduğunu savunmaktadır. “Aikido” Morihei Ueshiba’nın sanatının ismi olarak 20. yüzyıl ortasında popülerlik kazanmıştır fakat “aiki” terimi birçok sanatın adında karşımıza çıkmaktadır. Minoru’nun röportajdaki ifadesini de hesaba katıp eldeki tüm malzemeleri birleştirince, “aikido” veya “aiki” kelimelerinin özel isimdense cins ismine biraz daha yakın durduklarını, fakat arada ikna edici derecede belirgin bir farkın bulunmadığı söyleyebiliriz.

Sonuç

TAD bünyesindeki yazılarda “dojo, bokken, ukemi” gibi maddi-fiziksel şeylere karşılık gelen isimlerin cins ismi olarak görülmesi gerektiğini, öte yandan “aikido, budo, bushido” gibi daha soyut kelimelerin özel isim olarak da kullanılabileceğini düşünüyor ve bu kelimelerin ilk harfinin nasıl olması gerektiğini (metinde tutarlılığa sahip olması şartıyla) yazı sahiplerine bırakmayı tercih ediyorum. Fark etmişsinizdir ki ben küçük harf kullanıyorum fakat bu tutum benim bu kelimeleri “cins ismi” kabul ettiğimi düşündürmesin. Üstüne parmak basmak istediğim şey aslında bu kararı vermenin zor bir süreç olduğu ve özel isim ile cins ismini birbirinden ayıran kalın bir çizginin olmadığıdır. Ne var ki tam karar vermiş olmasam da yazı yazarken üçüncü bir seçenek olmadığı için ya küçük harf ya da büyük harf seçeneklerinden birini seçmek gerekiyordu. 

Ayrıca, bir metin yazarken gözetilmesi gereken önemli şeylerden biri (eğer yazar anlaşılır olmak istiyorsa; şayet bazen tersini isteyebilir) anlatılmak istenen şeyi muhataba anlaşılır bir şekilde ulaştırmaktır. Bu sebeple gerektiğinde özel isim olmayan kelimeler de, anlam karmaşasını önlemek için kesme işareti ile eklerinden ayrılabilir veya italik yazılabilir. Örneğin “savaş” anlamındaki bu kelimesini “Ali bunun amacını biliyor. Ali bu’nun amacını biliyor. Ali bunun amacını biliyor. Ali Bu’nun amacını biliyor. Ali Bu‘nun amacını biliyor.” olarak üç farklı şekilde yazabiliriz. Bu üç seçenekten birincisinin başvurulmaması gereken bir yöntem olduğu barizdir.

Sonsöz

Ümit Duran


2012 yılından beri aikido çalışmaktadır. Dil ve çeviri ile ilgilenmektedir.
umitduranist@gmail.com

  1. Özel isimlere (Osm. has isim, İng. proper noun) “özel” denmesinin sebebi değerlerinin diğer kelimelere göre fazla olması değil, belli bir şeye özel, belli bir şeye has olmalarındandır. Bir kelimenin özel isim olması, kelimenin özsel olarak sahip olduğu bir özellik değil, daha ziyade insanlar arasında bir uzlaşı meselesidir ve “mutlak” bir nitelik değildir. Örneğin “batı” kelimesi yön ifade etmek için kullanıldığında cins ismi, Avrupa ülkeleri ve Amerika’yı ifade ettiğinde özel isim kabul edilir.
  2. Özel isim olarak kabul edilen yer ve kişi isimlerinin hepsi değilse bile çoğu ya bir kavram adından ya da bir sıfattan gelir. Adlandırma, aslında bir lakap takmadır, bu lakap bir sıfat veya bir kavram adı olabilir. Sıfat isimlere örnek: Yılmaz, Güler, Aydın, Ahmet (Arap. “hamd edilen, övülen”), Ayşe (Arap. “yaşayan”), Bülent (Fars. “yüksek”). Kavram isimlere örnek: Sevgi, Yıldız, Cenk, Murat (Arap. “dilek”), Saadet (Arap. “mutluluk”). Kocaeli, Kırıkkale, Ordu gibi yer isimlerinin yapısı açıkken İstanbul, Ankara, İzmir, Muş gibi yer isimlerinin yapısı ve kökeni ilk bakışta kavranamamaktadır. Bu yer isimleri ya başka dilden alıntı olmakta ya da Türkçe bir kelimenin tarihsel süreçte ses ve imla açısından deformasyonu ile ortaya çıkmaktadır. Her halükarda yer ve kişi isimleri “öz” itibariyle birer sıfat veya kavram isminden gelmektedir.
  3. Doğrusu “cins ismi” (Osm. ism-i cins, İng. common noun) olan kavram sıklıkla karşımıza “cins isim” olarak çıkmaktadır. Bu kavramı “cins isim” olarak kullanmak onun ifade gücünü zayıflatmakta. Cins ismi olan kelimeler bir cinsin, bir türün adıdır ve tek, özel bir varlığı değil, o varlığın dahil olduğu cinsi ifade etmektedir. Örneğin “Ahmet” ismi, “Ahmet” adlı bir kişinin ailesi ve çevresindekiler için belli bir insana özeldir ve bu sebeple özel isimdir. Ahmet insan cinsinden olduğu için “insan” kelimesi cins ismidir. Özellikle bu makale bağlamında bu farkın gözetilmesini önemli bulduğum için “cins isim” ifadesini değil, bilhassa “cins ismi” ifadesini kullanmaktayım.
  4. Arap ve İbrani yazısında, birer logogram olan Çin ve Japon kanjilerinde, tek tek seslerden ziyade heceleri gösteren Japon hiragana ve katakanasında, Hint, Laos ve Kamboçya yazı sistemlerinde büyük-küçük harf ayrımı yoktur. Bu ayrım sadece Fenikelilerin Akdeniz’e MÖ 2. binyılda yaymaya başladığı alfabede gerçekleşecektir. Yunanlar alfabeyi alır, geliştirir ve İtalya’ya taşırlar ve okumakta olduğunuz bu yazıya vasıta olan Latin alfabesi ortaya çıkar. Hem Yunan alfabesi hem de Latin alfabesi MS 8-9. yüzyıllara kadar sadece büyük harf ile yazılıyordu. Küçük harflerin ortaya çıkması; kağıt kullanımının yaygınlaşması ve mürekkep tasarrufunun ön plana çıkmasıyla birlikte daha küçük, daha az köşeli harflere ihtiyaç duyulması ve daha hızlı yazma çabası sebebiyledir. Küçük harfler ile yazarken vurgulanmak istenen kelimelerin ilk harfleri büyük harf ile yazılmaya başlanır ve zaman içinde farklı dillerde farklı kurallar gelişir. Örneğin Almancada tüm cins isimleri (Tee, Buch, Pizza) cümle içinde büyük harflerle başlarken Fransızcada dil isimleri (japonais, anglais, latin) küçük harf ile başlar. Kelimenin ilk harfini büyük yazarak o kelimenin “belli bir şey”in ismi olduğunu belirtme tekniği, Japonca için kullanılan yazı sistemlerinde bulunmadığı için “aikido”nun Japoncadaki mahiyetini anlayamıyoruz.
  5. http://members.aikidojournal.com/minoru-hirai-how-aikido-got-its-name/
  6. Dai Nippon Butokukai (Büyük Japon Savaş Erdemleri Kurumu) 1895’te savaş sanatlarını düzenlemek ve korumak için kurulmuş bir oluşumdur. Bulabildiğim kadarıyla, bu oluşum bünyesinde 1942’ye kadar biri kendo diğeri de judo olmak üzere 2 branş vardı. O dönemde kendo branşının başında Shohei Fujinuma, judo branşının başında ise Tatsuo Hisatomi vardı. Kendo branşı silah ile çalışılan sanatları, judo branşı ise silahsız sanatları barındırıyordu. 1942’de kendo ve judo branşlarına dahil olmayan, aiki prensibi üzerine yoğunlaşan ve hem silahlı hem de silahsız çalışıldığı için kuşatıcı nitelikte olan sanatlar için bir branş açıldı ve bu branşın başına Morihei Ueshiba’nın Kobukan adlı dojosunun idari sorumlusu Hirai Minoru getirildi ve böylece Dai Nippon Butokukai’nin yönetim kurulu 3 kişi oldu. “Aikido” kelimesi hususi olarak Morihei’nin sanatına değil, Butokukai bünyesine oluşturulan ve birçok sanatı içeren branşa verilmiş bir isimdir. Günümüzde Morihei Ueshiba ile alakalı olmayıp “aikido” terimini kendi ismi dahilinde kullanan Korindo Aikido 光輪洞合気道 ve Nihon Goshin Aikido 日本護身合気道 gibi müstakil savaş sanatları vardır.
  7. Stanley Pranin, The Aiki News Encyclopedia of Aikido (1991) sayfa 4’te “aiki budo” teriminin Morihei Ueshiba’nın 1942 yılında Mançurya’da katıldığı bir savaş sanatları gösterisinin programında yer aldığını belirtmektedir. “Aikido” terimi de 1942’de Butokukai’de açılan yeni bir savaş sanatları branşının ismi olarak kullanılmıştır. Morihei’nin hangi tarihe kadar “aiki budo” ismini kullanmaya devam ettiği ve hangi tarihten itibaren “aikido” ismini kullanmaya başladığı belli değildir ve bu makalenin yazılış argümanı için belirleyici bir husus değildir. Morihei Ueshiba 1967 yılında bir radyoya verdiği röportajda “aikido” isminin 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kullanılmaya başladığını ve bu ismi dönemin eğitim bakanı Kotaro Nakamura’nın önerdiğini ve Nakamura ile bu konuyu tartıştıktan sonra “aikido” ismini kabul ettiklerini söyler. Christopher Li bir yazısında bu çelişkiye parmak basmış ve Morihei’nin söylediklerinin doğruyu yansıtmadığını iddia etmiştir. Simone Chierchini “aikido” teriminin 1942 yılında türetilmiş bir kelime olduğu (dolayısıyla o tarihten önce öyle bir kelime olmadığını) iddia etmektedir. Lakin İngilizce Wikipedia’daki Korindo Aikido maddesi Hirai Minoru’nun Korindo Aikido’yu 1938’de kurduğunu söylemektedir. Hirai Minoru’nun kendi sanatı için 1942’den önce “aikido” kelimesini kullanmış olma ihtimali vardır fakat güvenilir bir kaynaktan teyit edebilmiş değilim. Japonya’da “Aikido” teriminin 1930’lu veya 40’lı yıllarda türetilmiş bir terim mi yoksa daha öncesinde var olan bir terim mi olduğu araştırılması gereken bir meseledir;
    – Ueshiba’nın radyo röportajı (Stanley Pranin’in İngilizce altyazısıyla):
    https://aikidojournal.vhx.tv/morihei-ueshiba/season:1/videos/o-sensei-radio-part-2
    – Christopher Li’nin yazısı:
    https://www.aikidosangenkai.org/blog/aikido-really-trademarked/
    – Simone Chierchini’nin yazısı:
    https://simonechierchini.com/2020/05/28/how-the-term-aikido-was-born-and-why/
    – Korindo Aikido hakkındaki Wikipedia maddesi:
    https://en.wikipedia.org/wiki/Minoru_Hirai#Korindo_aikido
  8. “Jujutsu” kelimesi “yumuşaklık, nezaket” anlamındaki ju 柔 ve “teknik, sanat” anlamındaki jutsu 術 kelimeleriyle oluşturulmuş birleşik bir kelimedir. “Ju” kelimesi “nezaket”in Çincesidir, “yawara” ise Japoncası. Japonlar kanjileri Çin’den aldığı için kanjilerle özdeşleşmiş olan Çince sözcükleri de almışlardır. Böylece Japoncadaki çoğu kanji belli bir anlam için hem Japonca bir kelimeye hem de o kelimenin Çince eşdeğerine karşılık gelir olmuştur. Anlama karşılık gelen kelimenin seslerinin yazıldığı alfabe yazı sistemlerinin aksine kanji yazı sistemi logografik bir yazı sistemidir. Logogram yazılarda anlama karşılık gelen çizimlerden türemişlerdir. Japonca ve Çincede “ağaç” anlamına gelen 木 kanjisinin ağaca benzemesi, “dağ” anlamına gelen 山 kanjisinin dağa benzemesi bunun en bariz örnekleridir.
  9. Şu bağlantıda Japoncada “ai” 合 kelimesini içeren ifadelerin İngilizce çevirileri ve açıklamaları vardır ve bu 57 ifadenin hiçbirinde “sevmek, sevgi” anlamları yoktur; http://www.aikiweb.com/language/ai_phrases.html
  10. Todo Yoshiaki, Komata Kouji (1994) Kito-Ryu-Judo: Origin of the name, techniques and philosophy, 筑波大学体育科学系紀要, 17, 123-131 https://tsukuba.repo.nii.ac.jp/?action=repository_uri&item_id=6962&file_id=17&file_no=1
  11. Hacker, Michael J. (2017). The Language of Aikido: A Practitioner’s Guide to Japanese Characters and Terminology, sayfa 55