Covid-19 Süreci ve Aikido Dojoları

Covid-19 süreci hepimiz için pek çok değişiklik getirdi. Pek çoğumuz hâlâ dojolarımıza dönemedik ve eski antrenman düzenimizden çok farklı şekillerde aikidomuzu devam ettirmeye çalışıyoruz. Aikido camiasına fikir vermesi adına farklı şehirlerde yaşayan hocalarımıza Covid-19 süreci ile ilgili 2 soru sorduk. En kısa zamanda dojolarımıza ve eski çalışma tempomuza geri dönmek dileğiyle.

“Tek başına yapılan çalışmalar daha çok öz disiplin gerektirir. Bu nedenle bu süreçte aikido çalışmalarını devam ettirmek öncesine kıyasla çok daha zor olacaktır.”

— Elif Sorkun

Elif Sorkun, Eindhoven – Hollanda

Covid-19 salgınının başlamasıyla dojo faaliyetlerini durdurup, bireysel çalışmalara önem verdik. Bu süreçte aikidoya olan yaklaşımımda bir değişiklik olduğunu söyleyemem. Genelde dojoların en büyük gideri kiradır. Bizim kontratımızda kira sözleşmesini iptal etme hakkımız olduğundan ekonomik olarak ciddi bir sorunla karşılaşmadık. Tabi ki bu durum geçim kaynağı aikido olan eğitmenler ve uzun süreli kontrat ile yer kiralayan dojolar için aynı olmayabilir. 

Açıkçası önümüzdeki dönemde aikido için olumlu bir tablo görmüyorum. Salgın süresince dojo içi çalışmalar durma noktasına gelecektir. Bu süreçte verilen online ve mesafeli eğitimlerin, iletişimi koparmamak ve kısıtlı da olsa eğitime devam etmek adına bir miktar yararlı olsa da, normal dojo eğitimlerinin yerini tutmayacağını düşünüyorum. Bu da aikidoya katılımı ve dolayısıyla aikidonun geleceğini olumsuz etkiyecektir. Birçok insan için aikido sosyalleşmek için bir fırsattır ve azımsanamayacak bir çoğunluğun bu motivasyonla aikidoya devam ettiğini düşünüyorum. Bu teması kaybetmek insanları motivasyon bakımından zorlayacaktır. Ayrıca sadece aikido çalışmaları için düzenlenmiş, dikkat dağıtıcılardan uzak, çevrede aikido yapanların bulunduğu bir ortamda aikido yapmak her zaman daha kolaydır. Tek başına yapılan çalışmalar daha çok öz disiplin gerektirir. Bu nedenle bu süreçte aikido çalışmalarını devam ettirmek öncesine kıyasla çok daha zor olacaktır.

Bunun üzerine Covid-19 ile gelen ekonomik ve psikolojik zorluklar birçok kişinin aikidoyu terk etmesine ve yeni katılımcıların azalmasına neden olacaktır. Sonrasında normal şartlara dönüldüğünde ise, aikidoya olan ilginin ilk aylarda hızlı bir artış göstereceğini ancak sonrasında eskisinden daha düşük bir katılımla devam edeceğini düşünüyorum. Covid-19 sonrası devam eden ekonomik problemler, bu süreçte dijitalleşmenin daha da artması ile insanların telefon ve bilgisayar başında daha fazla zaman geçirmeye alışması ve daha önceden aikidoya başlamış olanların uzun süreli aradan sonra tekrar motivasyonlarını toplayıp eski rutinlerine dönmelerinin zorluğu eskiye oranla daha düşük bir ilgiye neden olacaktır. Bunun dışında Covid-19 sonrası onu takip eden sağlık sorunları az da olsa katılımın ya da çalışma performansının azalmasında etkili olabilir. Tüm bunlara dayanarak ileride dojoların daha butik çalışma yerleri haline geleceğini, bazı eğitmenlerin online sistem ile çalışmalarına devam edeceğini ve aikidoya olan ilginin geçmişe oranla daha da azalacağını düşünüyorum. 

“Aikidoya yaklaşımımda olumlu değişiklikler oldu aslında. Aynı minderde öğrencilerimle ve hocalarımla geçirdiğim o çok kıymetli anların aslında ruhuma ne kadar da iyi geldiğini fark ettim.”

— Halis Duran

Halis Duran, İstanbul

Öncelikle bu zorlu süreçte aikido camiası adına yaptığınız bu çalışma için sizlere  şahsım ve Uluslararası Aikido Akademi Platformu adına teşekkür ederek başlamak isterim. Covid- 19 salgını ile ilk olarak New York dojomuza yaptığım ziyaret esnasında tanıştım. Malum salgından en son etkilenen ülkelerden biri Türkiye oldu. Antremanlarımız esnasında mümkün olduğunca yakın temastan kaçınmaya oldukça dikkat etmeye başlamıştık. Sonrasında 2020’nin ilk aylarında gerçekleştirdiğim San Francisco ve diğer Avrupa seminerlerinde tüm arkadaşlarım tedirgindi. Ve salgının ülkemizde hızla yayılmaya başlaması ile birlikte biz de dojomuzda 1 Haziran 2020 tarihine kadar antrenmanları durdurduk. Fakat çoğu zaman yoğunluktan fırsat bulamadığımız dünyanın dört bir yanından hocalarımızla öğrencilerimi dijital platformlar üzerinden tanıştırarak çok keyifli sohbetler gerçekleştirerek uluslararası köprülerimizi güçlendirdik.

Aikidoya yaklaşımımda olumlu değişiklikler oldu aslında. Aynı minderde öğrencilerimle ve hocalarımla geçirdiğim o çok kıymetli anların aslında ruhuma ne kadar da iyi geldiğini fark ettim. Yurtdışı ve yurtiçinde gerçekleştirdiğim 200’ün üzerinde seminerlerde fark etmeden ne kadar derin bağlar ve dostluklar kurduğumu fark ettim. Elbette birçok dojo gibi salgından ekonomik olarak biz de olumsuz yönde etkilendik. Fakat aldığımız hassas önlemler ile doğru orantılı olarak dojomuz varlığını korumakta ve her geçen gün büyümektedir.

Hep birlikte yeni uyum sürecinde  mesafeyi göz önünde bulundurarak uyguladığımız teknik eğitimler, teori ve felsefe dersleri ile devam ediyoruz. COVID-19 salgını bir süre daha hayatımızda yer alacak. 2021 Mayıs olarak hızını kaybedeceğini umut ediyorum. “UMUT” benim için önemli bir anlam ve kavramdır. Umut olmazsa birçok denge kaybolur; kaybederiz. Umuyorum ki Türk ve Dünya Aikidosu ile en yakın zamanda aynı minderde buluşmak dileğiyle…

Saygı ve Sevgilerimle

“… olanlara itiraz edip, değiştiremeyeceğimiz şeyleri değiştirmeye çalışmak veya hüzünlenip durmak yerine doğru tavrın, durumun avantaj ve dezavantajlarını analiz edip, süreci minimum zararla atlatacak, hatta mümkünse fayda sağlayacak şekilde yapabileceğimizin en iyisini yapmak olduğunu düşünüyorum.”

— Tolga Tezcanlı

Tolga Tezcanlı, Yalova

Yurtdışında, Covid salgını bizden daha önce başladı ve orada yaşayan hocalarımızdan aldığımız bilgilere istinaden biz de durumun ciddiyetini önceden anlayabildik. Türkiyeʼde de Covid 19 görülmeye başladığında temkinli olmak adına biz daha antrenman yasakları gelmeden önce antrenmanlarımızı durdurmuştuk. Sürecin uzun süreceği netleştiğinde öğrencilerimizi ve diğer katılmak isteyenleri hareket halinde tutabilmek ve onlara bir fayda sağlayabilmek için bir süre online dersler ile devam ettik, o dönemki insanlardaki moral bozukluğunun da etkisiyle yeterli ilgiyi alamadığımızı düşündüğümüzde online dersleri sonlandırdık ve ben kendim bireysel antrenmanlarıma devam ettim. Bu tarz istenmeyen bir durum meydana geldiğinde olanlara itiraz edip, değiştiremeyeceğimiz şeyleri değiştirmeye çalışmak veya hüzünlenip durmak yerine doğru tavrın, durumun avantaj ve dezavantajlarını analiz edip, süreci minimum zararla atlatacak, hatta mümkünse fayda sağlayacak şekilde yapabileceğimizin en iyisini yapmak olduğunu düşünüyorum.

Kendi analizimi yaptığımda dersler başladığında temassız tekniklere yoğunlaşmamız gerekeceğini öngörebilmiştim, bu doğrultuda ders yapamadığımız dönemde kendi bireysel antrenmanlarımda Aikido’daki silah tekniklerine ağırlık verdim, imkanlarım doğrultusunda, hem teorik hem de pratik olarak bu alanda bilgimi arttırmaya çalıştım. Yine olayın bir başka tarafı; Tt Weapon adı altında başlattığımız Aikido Jo, Bokken, Tanto seti üretimlerimizde de diğer dojolardan da siparişlerin artacağını öngörüp stoğumuzu arttırdık.

Bu dönemde bizi endişelendiren bir başka durum ticari sebeplerle çocuk derslerini yaptığımız salonun kapanması ve yine yetişkin derslerini yaptığımız salonun da farklı bir yere taşınması oldu ama havaların ısınmasıyla tekrar salon ayarlamak için zaman kazandık. Antrenman izninin çıkmasıyla beraber Yalova Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüʼnün izniyle antrenmanlarımız, yaz boyunca açık havada futbol sahasında devam ettik. Bu çok güzel bir uygulama oldu bizim için, hem antrenmanlarımıza devam edebildik hem de açık havada yeşilliklerde antrenman yapmanın tadını çıkardık. Tekrar kış mevsimine giriyor olmamız sebebiyle de geçen hafta yeni bir salonla anlaştık ve 26.10.2020 Pazartesi günü itibariyle çalışmalarımıza salonda devam ediyoruz.

Yine tüm süreç boyunca düşünsel bazda da ne yapabiliriz diye arayışta olup, başta Nebi Vural Hocamız, Almanyaʼdan Sami Yıldız Hocam ve diğer tüm hocalarımla temasımı koruyorum, faydalı olacağını düşündüğüm fikirlerini kendi grubumuzda da uygulamaya çalışıyorum. Ekonomik açıdan duruma değinmek gerekirse gelirlerimiz aylar boyunca bıçak gibi kesildi, salonsuz kaldık, devam ettiğimizde de çoğu üyemiz çeşitli sebeplerle antrenmanlara, gelmedi vs. çok ciddi zararlar gördüğümüzü söyleyebiliriz.

“… Aikido bize bu süreçte kendimizi zinde tutma, gündelik hayattaki problemlerden arınıp moralimizi yükseltme, hem duygusal hem fiziksel açıdan kendimizi dengeleme fırsatı veriyor.”

Açıkcası bütün olan bitenin yanı sıra hala önümüzü göremiyor olmamız en büyük sıkıntılarımızdan biri. İnsanların moralleri bozuk, ekonomik olarak önlerini göremiyorlar, güvende hissetmiyorlar. Tabii ki böyle bir ortamda insanların sportif faaliyetlere olan ilgileri de azalıyor. Aşı, ilaç vs. bulunmadıkça, bir şekilde bu pandemi durumu bitmedikçe bizler için de zorlu süreç devam ediyor demektir. Bu dönemde antrenmanlarımızda maske, mesafe, katılımcı sınırlaması, ortamın iyi havalandırılması, üyelerin sağlık durumlarının yakın takibi gibi elimizden gelen tüm önlemleri alıyoruz. En büyük önceliğimiz ve temennimiz bu dönemi hiçbir üyemiz hastalanmadan, faydalı ve bu şartlarda olabildiği kadar keyifli antrenmanlarla atlatmak.

Toplum olarak hepimiz zor zamanlardan geçiyoruz, Aikido bize bu süreçte kendimizi zinde tutma, gündelik hayattaki problemlerden arınıp moralimizi yükseltme, hem duygusal hem fiziksel açıdan kendimizi dengeleme fırsatı veriyor. Bu dönem en çok ihtiyacımız olan şeylerin bunlar olduğunu düşünüyorum. Bizim dojo olarak en önemli hedeflerimizden bir tanesi insanların Aikido’nun onlara kattığı ve katabileceği değerlerin farkında, olmaları. Bunu herkes anlayamayabilir, biz de herkese anlatamamış olabiliriz ama böyle zorlandığımız zamanlarda yanımızda olup bize güç veren bunu anlamış olan öğrencilerimizdir.

Teknik açıdan bu süreci nasıl geçirdiğimize gelirsek; antrenmanlar esnasında maske takmamız gerektiği için tempomuzu çok fazla yükseltmeden optimum fayda sağlayabileceğimiz bir seviyede tutmaya çalışıyoruz. Yüksek tempo ile kondisyon arttırıcı çalışmalardan ziyade esnekliğimizi ve dengemizi arttıracak egzersizlere odaklanıyoruz. Yine mesafe ile çalışmayı tercih ettiğimiz için de bukiwaza tekniklerine odaklanıyoruz. Bizim Aikido eğitmenleri olarak en büyük şanslarımızdan biri Aikido’nun çok geniş bir yelpazesi olması. Çeşitli kazanımlara odaklanabildiğimiz farklı ısınma modelleri uygulayabiliyoruz, derste işleyebileceklerimiz de sadece yakın temaslı tekniklerden ibaret değil, mesafeyi koruyabilecek şekilde silah teknikleri de çalışabiliyoruz. Önümüzdeki dönem bu avantajlarımızı en iyi şekilde kullanmamız gerekecektir. 

“‘Aikido’nun ve dojoların önümüzdeki dönemde akıbeti’ ne mi olur? Doğada olduğu gibi olur, ‘güçlü olan değil, uyum sağlayan hayatta kalır.'”

— Sevkan Sarısaltıkoğlu

Sevkan Sarısaltıkoğlu, Ankara

Bu ilk sorunun tüm kısımlarına vereceğim cevap “evet” olacak. Dojo olarak, bir spor kulübü derneği tüzel kişiliği altında kendi salonumuzun olmasını uzun süredir düşünüyorduk ve ocak ayı ortasında çalışmalarımıza uygun bir salonun devir sözleşmesini imzaladık ve ocak sonunda derneğimizi resmen kurduk. Salonun tadilatı, hazır hale getirilmesi şubat sonunu buldu. Tam kendi dojomuzda keyifle idmanlarımıza başladık, tüm dernek faaliyetlerini askıya alan 16 Mart 2020 tarihli İçişleri Bakanlığı genelgesi yayınlandı ve 1 Haziran’a kadar salonumuz kapalı kaldı. Tabi salon kirası ödemeye devam ettik. Bu süreçte omuzlarımıza fazladan bir maddi yük eklenmiş olsa da dojo ve Budo’yu hiçbir zaman maddi bir kazanç kaynağı olarak görmemiş olmanın ve geçim kaynağımı kendi mesleğimden temin ediyor olmanın avantajıyla bu süreci atlattık. 1 Haziran’da Aikido çalışmalarımıza tekrar başlayınca tabi yakın temaslı tüm teknikleri askıya aldık. O gün bugündür sadece bokken ve jo teknik çalışmalarını uyguluyoruz. Bu durum bizi çok fazla etkilemedi, zira küresel salgın öncesi dönemde de zaten silah çalışmaları (bukiwaza) günlük Aikido çalışmalarımızın vazgeçilmeziydi. Değişen sadece ayrılan süre oldu. Silah çalışması öncesinde, o günkü katılımcı sayısına göre, ikişer veya dörder metrekarelik birbirinden bağımsız ve birbirine 1,5 metre mesafeli tatami öbekleri üzerinde nefes egzersizleri, açma-germe, fizik-kondisyon arttırma egzersizleri ve düşüş çalışmaları uyguluyoruz. Yaklaşık 75-85 dakikalık bu çalışma sonunda herkes yeterince yorulunca, silah çalışmasına geçebiliyoruz. Karşılıklı yaptığımız tüm çalışmalarda maske takma zorunluluğumuz var. Katılım konusunda, elbette insanların kafalarındaki psikolojik korku duvarı ortadan kalkıncaya dek dojomuza yeni katılımlar beklemiyorum. Zaten mevcut çekirdek kadromuzun da yarıdan fazlası, çocuklarını ve/veya yaşlı aile bireylerini düşünerek idmanlara hiç katılmadılar. İdmanlarda en fazla katılımcı sayımız altı kişi oluyor.

Şahsen, güvenilir ve etkin bir aşı tüm vatandaşlarımızın kullanımına sunulmadan Aikido dojolarında eskiye dönüşün söz konusu olacağını düşünmüyorum. Disiplin Sanatları’yla uzun süredir ilgilenenler için dojoda idman yapmak eşsiz bir kıymete sahip olsa da, özellikle spor yapmanın toplumumuzun geneli nazarında “lüks” kabul edildiği düşünüldüğünde, idman yapmak insan yaşamında bir barınma, bir beslenme ihtiyacı kadar elzem bir öneme sahip değil, haliyle vazgeçilebilir bir faaliyet. “Aikido’nun ve dojoların önümüzdeki dönemde akıbeti” ne mi olur? Doğada olduğu gibi olur, “güçlü olan değil, uyum sağlayan hayatta kalır”. Bir de bardağın dolu tarafını görmek lazım. Genel itibariyle, önceden yılda bir iki kere, yaz kampından yaz kampına çalışılan bokken ve jo tekniklerini artık her idmanda çalışmak zorunda kalan aikidocular için bu durum kaçırılmaz bir fırsat.